iyi dostlar biriktirdim …

iyi dostlar biriktirdim diyebiliyor musunuz? Arkadaşlık ve dostluk, birbiriyle beslenir mi dersiniz?Hayatımın her alanında olup, karakterimi de etkisi en az ailem kadar büyük olan insanlardan bahsetmek istiyorum.
Defalarca kez “dostluklarım” hakkında çok şanslı olduğumu duydum, yakın zamanda bir arkadaşım; dostluklarıma imrendiğini söyledi. Bence yürekli bir itiraftı…

Dostluk” olgusunu, kendi hayatımdan ve doğrularımdan yola çıkarak anlatacağım, sonunda lütfen benimle fikrinizi paylaşın.

En başta “Ben bütün arkadaşlarımdan kazık yedim!” ciler bir elensin.
Duymaktan en nefret ettiğim cümlelerden biri…
Bir insanla ilk kez karşılaşmış oluyorum, mesela bir masada biri vasıtasıyla denk geldik ve sohbet ediyoruz. Konu bir şekilde arkadaşlıklara ve dostluklara geldi, yapıştırıyor “Çok kazık yedim…”
Yeryüzünde bir daha kiminle karşılaşmak istemezsin deseler, bu tip insanlar derim.
Kendine acıyor, herkesi suçluyor, çünkü bi o suçsuz… Aptal ve işin kötüsü aptallığının farkında değil.
Herkesten kazık yemişmiş, dönüp kendine soruyor mu nerede hata yapıyorum diye?
İnsanların bana çok yaklaşmasına mı izin veriyorum?
Bir insanla kısa bir müddet aşırı samimi olup, bu sırada diğer arkadaşlarımı ihmal ediyorum ve sonunda onlar beni hayatlarından çıkartıyorlar mı?
İnsanların sırlarını birbirilerine taşıyor muyum?
Biriyle o kadar yediğim içtiğim ayrı gitmiyor ve yapışık ikiz gibi yaşıyorum ki, sonrasında birbirimize tahammülümüz mü kalmıyor?
Yeterince fedakârlık yapıyor ancak sınırlarımı çizemiyor muyum diye dönüpte kendine soran yok!

Yüzlerce arkadaş sahibi olmak bugünlerde zor bir tanım değil.
Hepimizin sosyal medya hesaplarında “sözde” yüzlerce arkadaş var.
Benim gerçekten yüzlerce arkadaşım varmış, evimiz yandığında ve hayatımın en büyük sınavını verdiğimde gördüm. Şükürler olsun.
~
Şanslı olduğumu inkâr etmiyorum, Allah karşıma hep güzel yürekli insanları çıkardı.
Ya da şöylesi daha doğru, karşıma çıkan insanlar arasında güzel yüreklileri eleyebilecek iyi ve kötü olaylar yaşadım. Yeni insanlarla tanışıyoruz, hangisi hayatımızın geri kalanında olacak ilk bakışta bilinmiyor. Şehirlerarası otobüste tanıştığım bir dostum da var, aynı sıraları paylaştığımda… Arkadaşımın düğününde, otobüs durağında, bir ihtiyaç anında kan bağışlayıp tanıştığım ve zor günümde yanımda oluşundan etkilenip, dost kategorisine taşıdığım…

Onlarca güzel dostu olan ve bu konuda hatırı sayılır özgüven sahibi biri olarak “daima kazık yiyen” cilere birkaç önerim olabilir. Belki bundan sonraki hayatlarında daha dikkatli davranırlar? Çünkü mevcut şartlar altında bu cümleyi kullanmaya devam etmeleri net bir geri zekâlılık belirtisi.

Hayattaki en zor şey: “İyi gün dostu…” sahibi olmaktır.
Kötü gününüzde, iyi kötü herkes destek olmaya çalışır.
Biraz vicdan ve merhamet sahibi herkes; telefon eder, mesaj atar, yanınıza gelir, bir ihtiyacınızı karşılar ya da yapılabilecek her ne varsa bir ucundan tutar…
Birisi vefat ettiğinde taziye ziyareti, hastalık halinde hastanede ziyaret etmek, tanıdık doktor varsa önermek ya da bir ihtiyacı karşılamak… Okul ya da iş sorunlarında destek olmak, maddi ve manevi yardımda bulunmak insancıl davranışlar… Duygusal ikilemlerde ise sabahlara kadar süren fiskoslar, kadınlarda daha da duygusal geçen günlerde arkadaşı yataktan kazıma ve insan içine çıkartma çabaları… Erkeklerde çoğunlukla artan alkol kullanımını dizginleme çabaları… En bilinen yardım edilesi senaryolar…

Yazıya başlamadan önce fotoğraf albümlerimden birine baktım, çocukluktan gelen, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve bambaşka yerlerde tanışıp arkadaş edindiğim herkese…

Hiç kazık yememiş değilim, bu güne dek tek bir arkadaşımın çirkin karakterine tanık oldum.
Ve ona kinimi kusmak için tam 7 yıl bekledim.
Gerekenleri söylediğimde uzayda yürüyordum, inanılmaz rahatladım.
Onun dışında başka sütü bozuk insan çıkmadı karşıma şükürler olsun ya da böyle olma ihtimali olan insanları zamanında eleyebildim diyelim.

İyi bir dost olabilmek ve iyi dostluklar kurabilmek için, kendi doğrularımı yazacağım, eklemek ya da çıkarmak istedikleriniz olabilir ve fikrinizi paylaşabilirsiniz.

1.En zor olan iyi gün dostu olmaktır.

En başta sen iyi gün dostu musun bir düşün?
Bir arkadaşınız hayalini gerçekleştiriyor, iyi bir okula giriş hakkı kazanıyor, yeni bir araba alıyor, hayatına iyi bir sevgili giriyor ve bir peri masalı yaşamaya başlıyor… Burs kazanıyor, kendine yakışan bir saç rengi buluyor, sınav notu yüksek geliyor, ailesinde güzel bir şey oluyor… Bir başarısı, bir kazanımı veya bir ödülü var. Böyle bir haber aldığında dürüstçe sevinebiliyor musun? En az onun kadar? Yoksa “Niye bende yok?” mu diyorsun? Kendinle bir hesaplaş şimdi, mutluluğunu ya da başarısını, sahip olduğu olanaklardan her hangi birini bir nebze bile olsa kıskandığın bir arkadaşın var mı? Arkadaşın diyorum çünkü en fazla arkadaşın olabilir, bu duygularda asla dostluk yaşanmaz. Kendinde aşmak gereken sorun ilk olarak bu. Kadınlarda daha belirgin olanlar: güzellik ve evlilik konuları… Dürüstçe eyeliner’ı ya da göz kalemi göz kapağına bulaşan bir arkadaşını uyarabiliyor musun? Bir arkadaşının bulaşan rimelini söylüyor musun yoksa panda gibi gezmesi seni tatmin mi ediyor? Cevabın ikincisi ise, yazının geri kalanını okumayıp sağ üst köşedeki X’e basarak hayatına devam edebilirsin, seni ıslah edemeyiz.
Evlilik teklifi alan bir arkadaşının sevincini kalbinle paylaşabiliyor musun? Yoksa bütün ayıları buldum, ben mutsuz herkes evli, mutlu, çocuklu oluyor mu diyorsun? Kıskandığın birçok şeyi hislerinle çirkinleştirdiğin için yaşayamıyorsun. Onun adına kalbinle sevinebildiğin gün, sana daha güzelleri nasip olacak, yine de sen bilirsin. Yeni bir arabası olan arkadaşınla gerçekten fesatlanmadan görüşmeye devam edebiliyor musun? Öyle önemli ki…

2. Arkadaş gruplarını ayırabiliyor musun?
Senelerdir düşünüp çözümleyemediğim durumlardan biridir ancak bana keyif veriyor. Öyle iki dostum var ki, aynı evde bıraksam birkaç saat içinde birbirlerini öldürürler, karakterleri inanılmaz zıt. Ancak ben ikisiyle sorunsuz ve senelerdir anlaşabiliyorum. Vardır sizlerin de hayatında, böyle durumlarda doğru olan; tekrarlanmayacak bir program olmadığı takdirde, örneğin bir doğum günü kutlaması ya da özel bir gün, iki farklı karakterdeki insanı bir araya getirmemek. Bir dostunuzla ettiğiniz sohbet, diğerine uymayabilir. Her şeye gülen ve mesela küfürlü konuşan, çok saçmalayan ama çok eğlendiren bir arkadaşınızla bunun zıttı olan başka insanı bir araya getirmek, asgari muhabbet yaratır ancak asla keyifli bir gün garanti etmez. Sonuçta, herkes bir gün geçirir ancak sıkıcı olur. Tavsiyem, her arkadaşınıza ayrı ayrı vakit ayırmanız çünkü insanların frekansı birbirini tutmayabilir.

3. Sır saklamak!
En en en önemlisi. Bir arkadaşınızdan bahsederken bile sözcüklerinizi filtrelemeniz gerekiyor. Sırf muhabbet olsun diye birinin özel hayatını başka bir masada ortaya dökmek, söz konusu anlatılan şeyin hiçbir değeri olmasa bile çok çirkin. Bunu sizin yanınızda yapan insanın başka bir masada da sizi anlattığından hiç şüpheniz olmasın. Size dedikodu getiren insan sizden de başkalarına dedikodu götürecektir. Dertleşme seansı yapılan masalarda, insanın derdine çilingir olan rakı masası mesela, her derdimizi dökeriz değil mi? Kendime dahi itiraf edemediğim birçok şeyi, böyle masalarda kardeşlerime itiraf ettiğim çok olur, ancak bilirim ki sandalyeler geri çekilip ayağa kalktığımızda, anlattığım her şeyi herkes unuttu ve konuşulanlar masada kaldı. Öyle değerli ki… Bunu başarabildiğinizden emin olun.

4. Çok değil, kaliteli zaman geçirebiliyor musun?
Bir insanla 7/24 beraber olmak demek, iyi ve kaliteli arkadaşlık demek değil! Hatta ters tepeceğine yemin edebilirim. İnsan yeri geliyor uğruna canını vereceği ailesinden veya hayat arkadaşından bile sıkılıyor. Günün her saatini birlikte geçirip, her aktiviteyi aynı arkadaşınızla yapmamanızı öneririm. Yürürken daima mızmızlanmayacak arkadaşınızla uzun sahil yürüyüşleri, rakıyı adabıyla içen arkadaşınızla fasıl masaları, zevkine güvendiğiniz arkadaşınızla alışveriş… Tamamiyle kategorize de edilemez ama umarım düşündüğümü aktarabilmişimdir. Aynı insanla çok zaman değil, kaliteli zaman geçirmek ve her dosta vakit ayırabilmek dostlukların onlarca yıl sorunsuz ve güçlü olmasına yardımcı oluyor. Kendimden biliyorum, kesin bilgi!

5. Karşılıklı Fedakarlık…
Hep bana…. Olmuyor! Olmamalı…
Daima sizin istediğiniz yerlere gidilsin ve istediğiniz yemek yenilsin, siz uyumak istiyorsunuz diye birkaç kişiyi kapsayan program beş altı saat ileri alınsın diye bekliyorsanız, kuvvetli dostluklara birer er selamı çakıp topuklarınızın üstünde soldan geri dönebilirsiniz. Olmaz çünkü… Bir tek sizinki can değil. Özel durumlarda arkadaşlarınızın sizi idare etmelerini tabii ki isteyebilirsiniz, çok olağan, ancak her zaman karşı tarafın özveri göstermesini beklemek aptallık olur. Bir yerden sonra idare etmiş insanların hayatlarından şutlanmak normal… Daima böyle davranıyorsak, ‘ben çok kazık yiyorum’ diye sızlanmıyoruz bir zahmet. Asgari bir yerde buluşmak zor değil, bilim kurgu filmlerini hiç sevmiyor olabilirsiniz ama arkadaşınızın aylarca sayıkladığı bir filmi oturup iki saat izlemek hayatınızdan büyük bir şey götürmez… Ya da hafta sonu şehir dışına yapılan bir programı daha fazla uyumak istediğiniz için beş altı saat ertelemeniz, bir yerden sonra bu tip organizasyonlara davet edilmeyip, fotoğrafları sosyal medyadan görmenize sebep olur. Anladınız inceyi? Makul olmakta fayda var.

6. Arkadaşınızın özel hayatına olan saygınız…
Tüm yazıyı, cinsiyet ayrımı yapmadan, kadın ve erkeklerde ortak rastlanılan durumlar üzerine yazmaya çalışıyorum. Kadınlardan yola çıkalım, bir yakın arkadaşınız uzun zamandır birinden hoşlanıyor ya da yeni biri giriyor hayatına. Ne kadar yakın arkadaşınızda olsa, sohbetlerinizde onun sizinle paylaştığı kadarıyla yetinip söz konusu insan hakkında çok soru sormamanızı öneririm. Birden kurulacak aşırı samimiyet ve hadsiz yorumlar, arkadaşlığınızı zedeler ayrıca da çok çirkin. Bırakın, erkek ya da kadın, hayatına aldığı insan için size istediği kadarını anlatsın. Herkes birbirini çok iyi tanıyana dek, yorum yapmamak ve ‘her kararında arkadaşınızın yanında olacağınızı’ belirtmek yeterli olur. Aynı masada otururken bile, davranışlarınız aşırıya kaçmamalı, cümleleriniz arkadaşınızla olan eski anılarınızı ve ‘sadece onun anlayabileceği’ şifreleri mesajları barındırmamalı… #BizimKızlarSanaEnişteDemekİstiyor operasyonunu defalarca kez gerçekleştirdik, birçok yakın arkadaşım hayatlarını efendi ve iyi yürekli insanlarla birleştirdi, ancak aksi durumlarda var. Her ihtimale karşı, kendi hayatımda da bu iki cephenin birden aşırı ve gereksiz samimiyet kurmasının engellenmesi taraftarıyım. El şakaları, sürekli irtibat halinde olma çabası, tanışır tanışmaz sosyal medyada samimiyetsiz bir yakınlık, kendi arkadaşlıklarımda çok dikkat ettiğim ve mesafeli olmaya çalıştığım bir durum. İnsanlık hali, yarın bir gün her şey ters kepçe gelebilir, olmaz olmaz ama bir kıskançlık olabilir, neden kendi arkadaşımla aram açılsın ki? Gözlemlemeyi, kulağıma gelen bir şeyi emin olduktan sonra arkadaşımla paylaşmayı ve bu tip konularda hiçbir zaman birden bire aşırı samimiyet kurmayıp, çoğunlukla yapıcı olmayı tercih ediyorum.

7. Maddi ve Manevi Dengeyi Sağlayabilmek…
Heterojen gelir dağılımlı arkadaş çevresi olan biri için bu durum oldukça önemli ve inanın insancıl bir karakter gerektiriyor. Daima çok iyi restoranlarda oturmam gerekiyor, asla iki sandviç alıp sahilde yürüyemem diyorsanız; söyleyecek bir şeyim yok. Ancak doğru dostlukların, hayatın her halinde yaşanabilmesini doğru buluyorum. “Bir gün krallar gibi bir gün eşekler gibi yaşıyoruz.” Özetimiz bu! Şehrin en iyi restoranlarına da gidilir, evde güzel bir yemek hazırlayıp sahile de inilebilir. Eğer, birlikte geçirilen vaktin değeri gün içinde harcanılan parayla orantılıysa sizin için, söyleyecek bir şey yok. Bir hatırlatma: hayatta aksi de var. Aralarında, imkânlar göz önünde bulundurulduğunda uçurum olan arkadaşlarım var, belki asla tercih etmeyeceğimiz bir meyve suyunu bir diğerinin yanında içebilmeyi ve onun kendini rahat hissedeceği yerlerde güle oynaya vakit geçirebilmeyi de seviyorum. Ölmüyorsunuz, insanlaşıyorsunuz. Tüm paramızı tanımadığımız bir çiftin nikâhına girip, onlara armağan edip bir ihtiyaçlarını gidermelerini istemiştik bir kez, hayatımda yaşadığım en değerli anıdır. Birkaç arkadaş, tanımadığımız bir çiftin nikâhına girip, cebimizdeki bütün parayı onlara beklentisizce hediye ettik. Dönüş için ayırdığımız para sadece gevrek almamıza yetti. Senelerdir konuştukça ve o günü hatırladıkça mutlu olurum, çünkü dostluklar varlıkta da yoklukta da… Her koşulda sağlanabilmeli… Kibirsiz ve insancıl dostlar edinin, güzel yürekler öyle değerli ki… Cüzdanları geride bırakınca karşınızdaki insandan size iyi dost oluyor mu ona bakın.

8. Arkadaşlığınıza toz kondurmayın!
Hiçbirimiz kusursuz insanlar değiliz elbette hatalarımız var. Sahip olduğum dostlukları birebir yaşamaya ve herkesle ayrı ayrı vakit geçirmeye çalışıyorum. Bir arkadaşımın problemi olabilir, bir sağlık problemi, kişisel bir sıkıntısı, takıntısı ya da her hangi bir şey… Onun, başka arkadaşlarınızla vakit geçirdiğinizde o masada konu edilmemesi gerek. Başka insanlara, kendi dostunuzu hakkında konuşma hakkı asla tanımayın. Hatalı bir davranışı olabilir, kötü bir kıyafet zevki olabilir ya da giyinme tarzı onu, olduğundan bambaşka bir karakterde gösterebilir. Başkalarının önyargılarına ve büzülemeyen ağızlarına, doğruluk payı varsa bile dostlarınızı kurban etmemenizi öneririm. Her daim, dostlarınız hakkında yapıcı konuşun ve yersiz eleştirileri engelleyin.

9. Fikirleri filtreleyin!
Hayatımızdaki her gelişmeyi iyi ya da kötü dostlarımızla paylaşıyoruz ve onlarda fikirlerini söylüyor. Ne kadar olgun ve tecrübeli olursa olsun bir başka insanın fikrinin doğruluğuna kayıtsız şartsız inanmayı reddediyorum. Her konuda arkadaşlarınızın fikrini alıp, kendi mantığınıza uyup uymadığını ölçmeli ve filtreleyip hayata geçirmelisiniz. Hayat sizin, karar sizin. Dostlarınız koşulsuz karar verme mekanizması değil. Onlar, sizin ihmal etmiş olabileceğiniz detayları hatırlatmakla yükümlü.

Veee son olarak: çok sevdiğim sözlerden biri:

“Benim hakkımda ne söylediklerini bana yetiştirme.
Senin yanında bunu söylerken neden rahatlar, ondan haber ver!”

Bak bu dostluğu özetliyor. Ne ekerseniz, onu biçersiniz.
“Ben dostlarımdan hep kazık yedim…” o öyle pek olmuyor ya, kendini kandırma dilersen.

Bir atkı örerken bile, sökmenin de dokumanın da bir zamanı var.
Kimi zaman bir miktar sökmek, geri kalanın muntazam olmasına yardımcı olur.
Hayatlarımızdan insanlar çıkabilir, kendi doğrularımıza aykırı hareketlerle karşılaşabiliriz.
Ama hep sökmem gerekiyor, hep kazık diyorum dersen benim sana “vah vah” diyesim gelmiyor.

Hayatında olan en ufak bir güzel gelişmeye, kim senden bile fazla seviniyorsa; söz hakkı ona geçer!

Ben bütün yakın arkadaşlarıma hayatımdaki eşsiz yerleri, destekleri, benimle bir sevinip benimle bir üzülmeleri için sonsuz minnet ediyorum.

İyi ki varlar.
Benimler ve daima benim kalacaklar.
Love u lokumlarım.

Sevgiler,
M.

4 thoughts on “iyi dostlar biriktirdim …

  1. Harikasın canım harikaa, zaten seni ailecek hep severek beğenerek sağdan soldan takip ederiz:D:D:D Enerji dersinde senib gibi bir enerjiyi tanıdığıma çok mutluyum 😀

    • Ayy okuyunca mutluluktan bir kurdele yutmus surat oldum:) Tesekkur ederim caniko, ailendeki herkese sonsuz sevgiler:) Önce pozitif enerji sonra ruzgar:)

Benimle fikrini paylaş