Kadın Psikolojisi – Evet, sıkıntı büyük.

Kadın psikolojisi mi? Evet o konu biraz karışık..

Yüzyıllardır kadınlar ve erkekler arasındaki farklar bıkmadan konuşuldu durdu. Konu ısrarla çözümlenemiyor.
El kaldırıyorum, biraz sıkıntı var, kabul! 🙂
Kadınların dırdırcı, detaycı ve duygusal olduğunu ortaya koyan yüzlerce romantik komedi çekildi, en sonunda bizi de öyle olduğumuza inandırdılar.
Vallaha ben reddediyorum!
Asla dırdırcı değilim, kimi hemcinsimin çenesi saç yoldurur kabul ama buna sonra döneceğim.
Duygusal evet olabiliriz, ancak bir yerden sonra kalbe çimento dökmeyi de iyi biliyoruz yeter ki pimi çekmesinler.
Detaycı…
Hmmm… Bu konu biraz derin…
Detaycılık ve dedektifçilik bu noktada birbirini besliyor olabilir. Gelişen sosyal medya kullanımı ile söz konusu şahsiyetler için öyle araştırma yapıyoruz ki söz konusu kurbanın; Dna’sı da dahil olmak üzere, 3.kuşak akrabalarının ne iş yaptığına, üç yıl önceki halı saha maçında attığı gole yada kurtardığı toplara kadar, annesinin hobilerine, yakın arkadaşlarına ve onlarında yakın arkadaşlarına ulaşabiliyoruz.
*
Günaydın “Stalk severler!”
*
Bir zamanlar Msn’deki, mavi linkli şarkı gösterimi sırasında saçma sapan şarkıları sırf o seviyor diye ezberleyenler ve şimdilerde aklına geldikçe, “ben bu çirkin şarkıları niye ezbere biliyorum?” diyenler olabilir.
Ezbere biliyorsun çünkü o zamanın şartları öyleydi!
Bir yerden sonra tweetler ezbere bilindi, haksız mıyım?
Atmış 5000 küsur tane tweet, “varsa kendin hakkında merak ettiğin bir şey, sen sor ben söyliyeyim” diyebilir hale geliyor kadınlar.
Hadi Ordan!
Vice Versa! Erkeklerde aynı bu noktada.

Şahane fiskos anılarımızdan bir tanesi: “Stalk’u” biraz abartmış olabileceğimiz zamanlarda mimar arkadaşlarımdan birinin, hoşlandığı çocuğun halasının mimar olduğunu öğrenmemiz ve sonrasında, Ege Bölgesi’nde farklı bir ilde yaşayan çocuğun halasının ofisinde bizim kıza staj ayarlayıp, tatil nedeniyle kendi memleketinde bulunan çocukla bir irtibat kurabilmesini sağlayabilme çabamızdı. Konuşa konuşa, “…Demek benim yeğenimle aynı okuldasınız..?” dan nerelere bağlandı konu. Annemin çeyizindeki dokuma el halılarını işler gibi işledik planı.
Sakin sakin… Çok temkinli…
Vee Guess What? İlişkileri 3. Yılında!

Bak o dırdırcı dediğiniz kız kalktı gitti saçma sapan bir memlekete staj uğruna…
Yol bilmez, iz bilmez.
Erkekler kıymet bilse, her birinin hayatına cesaretli bir kadın giriyor ama nerede mum kafa insanlar var onlar için şöyle şahane kızları üzebiliyorlar. Konu asabiyete binicek, ilerle.

“Kadınları anlamıyorum” diyorlar, kadın kendini anlayabiliyor mu sizce?
Kadın olmak başlı başına zor bir olay.

Zaten 15 dakikada bir mod değiştiren bir bünye.
Gecesi ayrı dert, gündüzü ayrı dert.
Hiçbir şey yokken modumuz sepya oluveriyor, nedeni ne diyorlar, bilsek zaten kendimiz rahat edeceğiz.
Durduk yere gözümden akan yaşı ben kendime açıklayabiliyor muyum ki sana açıklıyayım?
Birden bire darlanmayı? Milyon tane takıntıyla yaşamayı…
Bitmek bilmeyen bir iştah, bitmek bilmeyen kilo derdi….

(Şimdi kilo dertleriyle ilgili kısmı yazmam biraz küfür yememe sebep olabilir, bizzat tanımayanlar için söylüyorum: Boyum uzun ve evet yeyip yeyip kilo almayan kızlardan biri benim. Beni geçiniz.)

Neyse… Zaten ruh halimiz değişken. Hayatı birde bozulan fön, kurumayan koyu renk oje ve artçı skalası gibi değişen kalp atışları mahvediyor. Dedim ki, kadınların değişen psikolojileriyle hayatta kalmalarına yardımcı olan en yakın arkadaşları ile ilgili bir post hazırlıyayım ve en azından bu kendinden yüksek promilli biyoloji ile başa çıkmanın ortak noktalarına karar verelim.
Here we go!
BİR KADININ DAİMA DEĞİŞEN PSİKOLOJİSİYLE BAŞ ETME KİTİ

1. Patik
Koskoca küre ısındı, mevsimler değişiyor, buzullar eriyor, ayılar kutuplardan bizim yaşadığımız şehirlere indi kimi insanların hayatlarına girdiler… (papaaaooouuu affetmiyor lafı yapıştırıyor) Ülkeler sular altında kaldı artan sıcaklıktan… Kadınların ayakları bir türlü ısınmıyor. Şaka değil, bildiğiniz ısınmıyor! Patik şart kızlar, artık çok şık tasarımlar yapılıyor, cici cici çorapları ve patikleri giyip ayakları üşütmeyin, kafalar yeterince üşütüldü zaten.

Desktop4

2. Nane ve Lavanta Yağı
Ayak tabanlarımız, kadınlarda ve erkeklerde fark etmeksizin vücudun en hızlı emilim yapan derisine sahip. Ayrıca, kötü enerji ve yorgunlukta ayakta birikiyor. Ayak detoksu bu yüzden sık sık tekrarlanmalı. Çok yorgun hissettiğinizde, ısınamadığınızda veya regl sancısı yaşayan kadınlar için lavanta yağı oldukça etkili.
Baş ağrısı ve migren sorunu yaşayan kadın ve erkeklerde ise, nane yağının ayak tabanına sürülmesi ve sonra çorap giyilerek ayak tabanının sıcak tutulması, emlimi hızlandırıyor, ağrıyı azaltıyor. Deneyin! Rahatlatacak, eminim.

Desktop5

3. Vicks!
Yine ısınamayan ayaklar, vücut kırıklığı ve halsizlik için… Nane ve lavanta yağı kullanım usulü, ayak tabanına ve bir miktar şakak bölgesine sürmek çok faydalı.
Gribinde bir numaralı ilacıdır. Boğaza, göğüse ve hatta omur iliğe sürmek iyi gelir. Bir minik hatırlatma olarak, üçünden birini seçmeniz gerekiyor. Hem sırtınıza hem göğsünüze asla sürmemelisiniz.

Vicks_Vaporub

4.Çikolata
Bu konu çok derin!
Bu konu çok hassas ve bu konu itiraz kabul etmiyor!
İsterseniz mutluluk hormonu üretiyor diyin, isterseniz alışkanlık, isterseniz can çekiyor!
Çikolata kadınların en iyi arkadaşı!
Bir kadını minik bir gofretle musmutlu bir kelebeğe dönüştürebilirsiniz.
Özür dilemenin, teşekkür etmenin ve tebrik etmenin en güzel yolu bir çikolatadan geçer.
1

5.Domestos
Temizlik Tanrısı Domestos!
Taptığımız domestos! İnandığımız domestos!
Özellikle tuvalet ve lavabo temizliği takıntısı olanlar için evde kutu kutu yedeklenen bir yeşil cennet, bir yeşil vadi!
Yapılmaması gerektiğini bile bile, çok misafir ağırladığında “bir dünya insanın yemek yediği çatal, tabak…” bahanesiyle bulaşık makinasının deterjan gözüne bir miktar ekleyenler, bembeyaz çamaşırlarıyla ibret-i alemi çatlatmak isteyenler ve hiçbir sebep yokken eli gidenler…
Yemin ederim Domestos kullanımı bir bağımlılık!
indir (2)

Dipnot: 1 yıl çalıştığım ve hayatımın en eşsiz tecbürelerini kazandığım iş yerimde, çok sevdiğim patronum domestos takıntımı oldukça yadırgamıştı. Birkaç kez, ofisteki mutfak tezgahına domestos döküp bırakmıştım, unuttuğum için arkadaşlarımı uyaramamıştım ve bir ofis arkadaşım bir de patronum kıyafetlerinde minik domestos lekesiyle ihaleye katılmak zorunda kalıp, günü sonlardırmıştı. Benim kariyerimin o gün sonlandırılmaması ise patronumun yüce gönüllülüğü olsa gerek… =) O günden sonra aylık ofis alışverişlerinde Merve’nin payına düşen bir şahsi domestos ve bir de file limon oldu=)

Neyse, kadınların en iyi arkadaşlarından devam! Altıdayız…

6. Isıtıcı Bantlar
Ilıman iklim İzmir’den soğuk şehirlere yada ülkelere okumaya giden arkadaşlarımın senelerce yardımcısı oldu bu bantlar. Bilmeyenler olabilir diye eklemek istedim. Kasıklarınıza yapıştırıyorsunuz, küçücük sargı bezi gibi bir görünümü var. 5-10 dakika içinde aktifleşiyor ve tatlı bir ısı vermeye başlıyor. Yurtdışında yaşayanlar yada okuyanlar, aşırı soğuğa maruz kalanlar ve yine sancılı bir regl dönemi geçiren kızlara şiddetle öneririm! Gratis ve Watsons da mevcut, fiyatı çok çok uygun. 2,5 – 3 Tl olmalı…
10707120_345205835638839_618875322_a

7. Çiçek!
Hangi kadın hayır diyebilir?
A) Hiçbirimiz!
B) Ben çiçek sevmiyorum diyen yalan söylüyor. Duyarsanız inanmayın. Klasik kadın oyunları. Git diyorken gel demek, çiçek sevmem alma diyorken git bana çelenk getir demek. İki artı iki eşittir dört, okumaya devam!

Rengi, çeşidi, kolajının düzeni, hatta yapraklarının şekli bile bir anlam taşıyor.
Fiyatından ziyade güzelliği, değeri önemli.
!
*
Ben Sarı Lale’yi, Mfö’den önce de hiçbir şeye değişmezdim.
Kırmızı gül, öööğğğk. Fazla Yusuf Miroğlu havasında.
Tomurcuk beyaz gül kabul edilebilir, orjinal kolajlar ise aşık olunası.
Erkekler okusun da kadınlara çiçek alsın diye demiyorum, tüm kadınlar kendine huy edinsin ve düzenli olarak canlı çiçek alsın diyorum!
Odanızın, salonunuzun ve evinizin havası değişecek.
Dirilik ve canlılık gelecek.
Kendinizden değerli kiminiz var Allah aşkına?
Mutlu edin kendinizi!
*
Birkaç çiçek dikimi ve bakımı denemem hüsranla sonuçlandı, daha fazla cana kast etmemek için ben çiçek yetiştirmiyorum çünkü zaten yetişemeden ölüyorlar=) Ama buket çiçek, çokta tatlımsı çokta cici, çokta benim kendime motivasyon ödülüm.
Desktop7

8. Romantik Komediler
Marilyn Monroe, Audrey Hepburn ve Jessica Parker hayranları olarak kadınları kategorize etmek mümkün.
Her birinin temsil ettiği ayrı bir ideoloji var.
Sex and the City, Breakfast at Tiffany’s ve How to Marry a Miilionaire…
Ben net bir Tiffany Blue konsepti hayranıyım ve ortadan ilerliyorum.
Arşivimi başka bir post’ta bir gün paylaşacağım, izlemediğim hemen hemen hiçbir romantik komedi yok ve bugüne dek hiçbirinde ağlamadım.
Lost in Translation, (Bir Konuşabilse)
The Wedding Singer, (Evlilik Öpücüğü)
The Notebook, (Not Defteri)
500 Days of Summer, (Aşkın 500 Günü) ve daha niceleri…
Her birinin unutulmaz sahneleri aklımızdadır. Bir çok repliği ezbere biliriz.
Yaşayamadıklarını izleyemek, bari favori karakteri için sevinmek kadınların fıtratında var.
Getir nutellayı.
Konu derinleşiyor!
Tiffany Blue by Michael Moebius_moebiusartdotcom
indir

9. Fiskos Grubu!
Vee hayatta kalma kitinin en önemli parçası!
Sonsuz dedikodunun döndüğü, her olayın olan ve olmayan tüm ayrıntılarının konuşulduğu, önce Whatsapp’ta sonra telefonda, sonra buluşup yemek yiyerek ve kahve içerek her olayı 800 kere konuşan yakın kız arkadaşlar, kardeşilerimiz.
Sisterhood!
Bu kızların aralarında totemleri vardır. Şifreli konuşurlar. Kimi zaman konuşmadan anlaşırlar. Göz göze gelip tepinerek gülebilirler. Belirli uğurlu şarkıları vardır.
Her fiskos grubunun kendi başından geçenin en iyi olduğunu düşündüğü bi ölümcül komik anısı vardır ve bunu konuşmaktan asla bıkmazlar. Bu geyik senelerce döner… Dönmeye mahkumdur, komiktir ve ilelebet dönecektir.
Birbirlerine çeyiz alırlar, küçük küçük, hatıralar…
Aynı kurdele ile evlenme totemleri, nişan kurdelesini yutma totemleri, nişan tepsisi tutma totemleri, kıyafet değiş tokuşu, aynı ruju sürme, aynı bilekliği takma ve niceleri…
Ben kendi arkadaşlarımla yaptığımız totemlerin tamamını blog’umun sürekliliği için paylaşmaktan yana değilim=) Okuyorum ama bu kızda ağır gerizekalıymış, bunlara inanılır mı demesinler arkamızdan.
*
Şurada zaten genç olduğumuz kaç yıl var, yapıcaz vallaha.
Çatır çatırda oluyo kimisi, Totemler maya gibidir : Ya hiç tutmaz, yada tutarsa ağlatır ağlatır!
Desktop6

10. Ojeler!
Bir başka bağımlılık, efendim takıntı, bir mecburiyet bir nevi oksijen…
Rengarenk ojeler son yıllarda kadınların ojeye olan tutkusunu arttırmış olabilir.
Ben klasiklerden yanayım.
Misler gibi, bol parlatıcılı bir koyu bordoyu, hiçbir şeye değişmem.
*
Kıyafete uygun, mevsime uygun, günün anlam ve önemine uygun oje tercih etmek mümkün.
Temiz ve bakımlı ele sahip kadınların eminim insanlara verdikleri ilk izlenim olumlu olacaktır.
Kendimde çok dikkat ediyorum, çantamda anahtar taşımayı unutabilirim ama ojemi asla.
Bu da bir takıntı, kenarı bozulsa tamamını silebiliriz, her biri muntazam görünsün isteriz.
*
Mesela siz hiç ders çalışırken oje sürmeyen bir kız gördünüz mü?
Göremezsiniz!
Şayet gördüyseniz, gerçekten tam konsantrasyon ders çalışıyor demektir.
Hayatımda duyduğum en saçma şey: Net söylüyorum, ders çalışırken masasında en az 1 oje bulundurmayan kızın östrojeninde sıkıntı vardır! Uzaklaşın oradan!

*
En savunmasız olduğumuz an, koyu renk ojeyi sürdüğümüz ilk bir saat 
Kurutucu spreyler ve cilalar da evet faydalı, süreci hızlandırıyor ancak koyu renk oje bir ömür törpüsü.
Resmen koyu renk olduğunu anlıyor ve naz yapıyor.
Ojeler asla yeterli sayıda olamazlar, daima yenilenmeleri gerekir. Yarısına geldikten sonra çoğunlukla çöpü boylarlar.
4

Bir kadının en ucuza mutlu olmasının iki yolu nedir deseniz;
1. Ona sarılmanız
2. Sarılmanız demiş miydim?
3. Yeni oje
4. Kolalı Jelibon

11. Türk Kahvesi!
En güzelini ve en özelini yazarken kahvemi içiyorum. 🙂
Türk kahvesi fincanı bile ayrı bir zevk, resmen ev sahibinin karakterini yansıtıyor.
*
Benim için apayrı bir keyif.
Uyanamadım türk kahvesi, canım sıkkın türk kahvesi, dedikodu var kızlar türk kahvesi, anneanneye gittim türk kahvesi, ders çalışmalıyım türk kahvesi, kafam yerine gelsin türk kahvesi ve kafam dağılsın türk kahvesi…
Kısacası, her şey için Türk Kahvesi!
*
Her fiskos grubunda bir iyi fal bakıcı bulunur.
En az bir, atıcı ve şöyle böyle tutturucu.
Kadınlar arasındaki en üstün özelliktir, istediği her şeyi yaptırabilir diğer kadınlara…
Bir kez attığınız tutmaya görsün, sonra da akbaba gibi başınızda beklerler!
Whatsapp’tan gecenin bir vakti resim gönderirler..
Nasıl benim fiskos kızlarım, tanıdık geliyor mu? Geliyor tabiki.

Ben fala inanıyorum…
Falım anlatıldıktan bir saniye sonra orada dinlediklerimi unutuyorum ama çıkar mı ya bide dediğim de oluyor…
Çıkmışlığı var.
Mesela 2014’ün son falı benim için şöyleydi:
Kendisini yorumlamak için falcıya değil, arkeoloğa başvuruyorum.
20141227_133209

12. Parfümler
Karakter yansıtır.
Söylenebilecek en kesin cümle bu bence.
İyi bir koku algısı olan kadın, tenine yakışan parfümü rahatlıklar seçebilir.
Gerisi de popüler olanı raftan alıp, yoluna devam eder.

Lady Million, Hypnotic Poison, Lacoste-Pink, 212 Sexy en bilinenlerden…
İşte bunlar, malum raf takipçilerini alıp devam ettikleri…

Parfüm seçmenin ayrı bir yetenek olduğuna inanıyorum ve bence yapmanız gereken tek şey,
suratı tabak gibi makyajlı beyaz gömlekli sevimsiz parfümeri çalışanlarının önerisinin tam tersini yapmak!
*
Öyle bir bakış atıyorlar ki sanki bir onlar biliyor, defalarcasında test ettim, hepsi aynı!
İşe alırken aranılan özellik bu mu? Emin değilim.

Calvin Klein – Euphoria‘yı bir ara severek kullanmıştım.
Sonrasında Guerlain – La Petite Robe Noire denedim.
Kırmızı meyve kokusunu, mumlarda da parfümlerde de çok severim.
Tam bir bahar-yaz parfümüdür.
Öneriyorum!
need-a-new-scent-guerlain-la-petite-robe-noire-just-arrived

Şuanki parfümüm ise Givenchy – Ange Ou Demon!
Birçok çiçek ve vanilya kokusu alıyorum… Çokta hoş!
Benim kış mevsimi tercihim, biraz ağır, testerdan koklamakla tene yapışması çok farklı olan parfümlerden.
Öneriyorum!
indir (3)

Tüm bunların dışında daima temiz olmak ve şahane icat deodorantla arayı hiç açmamak gerek.
Parfüm, kadınların imzası. Çantadan ayırmayın!
Bir küçük not: Parfüm şişesinden dolabilen cep parfümleri var artık.
Gülle gibi parfümleri yanımızda taşımadan, gün içinde yenilenebiliyoruz.
FB,2919,81,parfum-sisesinden-dolabilir-cep-parfum-sisesi

13. Öz güven
Gün içinde daima sebepsiz yere değişen psikolojiyle hayatta kalmanın yardımcı elemanlarından bahsettiğim bu postta, en yıldızlısını en sona sakladım.
Özgüven, eksik olduğunda yada sarsıldığında yukarıdakiler hiçbir şey ifade etmiyor.
Kadın yada erkek olarak çok fark etmez ama kendinizden başka güvenecek kimseniz yok.
Ne aile, ne eş, ne de arkadaşlar…
Hiç kimse sonsuza dek başınızda baki değil.
Ben kendimi, güçlü ve bağları çok kuvvetli bir aileye ve dünyanın en iyi dostluklarına sahip olmama rağmen böyle yetiştirdim.
Deneyin, iyi böyle.
Söylediğim diğer hiçbir şeyin doğruluğuna kefil değilim ama buna adım gibi eminim.
En büyük sermaye, kendi karakteriniz, doğrularınız ve öz güveniniz.
=)

Bu posta Merve yaklaşık 5 saat harcadı, umuyorum okuması keyifli olmuştur.
Benimle kendi fikrinizi ve totemlerinizi paylaşın =)
Değişken ruh halinizle baş etmek için ilginç bir yönteminiz olabilir.
Unuttuğum bir şeyler olabilir, birlikte ekleriz.
Sevgiler,
M.

vintage_typewriter_avatar_by_kezzi_rose-d7efq5r

Benimle fikrini paylaş