Masumiyet müzesi – Orhan pamuk

Masumiyet müzesi… Orhan Pamuk’un okuduğum ilk romanıdır. Politik görüşleri ve hakkındaki iddialar nedeniyle tepkili yaklaşmıştım, ancak İstanbul’da gerçekten bu isimde bir müze olduğunu öğrendiğimde edebi bilgisine ve yazarlığına saygı duydum. Yazım dilinin karışık ve fazla detaylı olduğunu söyleyebilirim. Kitabın ortalarında bazı sayfaları atladığımı ve okumadığım halde hiçbir şey kaçırmadığımı da itiraf edebilirim, o denli detay var. Yazar, İngilizce düşünüyor ve Türkçe yazıyor gibi.

Müze, İstanbul’un can damarı İstiklal Caddesi’nden Çukurcuma’ya inince… İstiklal ’den Galatasaray Lisesi’ne kadar yürüyünce, lisenin solundan yokuş aşağı inmek gerekiyor. Birçok tabela var, liseyle arası yaklaşık 5 dakika. Bina kiremit rengi, birkaç katlı ve köşede… Bulunması çok kolay.

20141021_135501   * * * * *  20141021_132128

Ben İstanbul’daki birçok yeri yalnız gezmekten hoşlanıyorum, üstünde düşünmeyi seviyorum ve tek başımalığımdan asla sıkılmıyorum. İlgimi çeken her şeyi, ezberimdeki kitap cümleleriyle bağdaştırmayı seviyorum, saçma gelebilir. Masumiyet Müzesi ziyaretimde, tek başıma gittiğim bir yer oldu.

Müzeyi gezerken bana verilen kitapçığa göre, Orhan Pamuk, binayı 1999 yılında satın almış ve romanını müzeyle birlikte kurgulamış. Müzede Kemal’in, Sevgilisi Füsun’ un eşyalarını topladığını göreceksiniz, vitrinlerin yerleştirilmesi kitaptaki bölümlerin sıralamasına göre yapılmış, içlerinde harika canlandırmalar ve o yıllara ait bizlerinde aşina olduğu objeler var. Okuduğunuz her şey gözünüzde canlanıyor ve benim için, hayal dünyamdaki her şey birebir resmedilmişti. Kitap 83 bölümden oluşuyor, vitrinlerin üzerindeki isimlerden kitabın hangi bölümünü temsil ettiğini görüyorsunuz. Henüz kitabı okumamış olsanız bile ziyaret etmenizi öneririm, gerçekten etkileyici. En fazla ne kadar takıntılı bir âşık olunabilir? Sonuç ürpertici. Ben bir tanesiyle senelerce aynı bedende yaşadım, rakı kadehi ve izmarit saklamak pek yabancı bir davranış değil ama yine de müzede fazlası var. Füsun’un içtiği ve olağanüstü cümlelerin not alındığı 4213 izmaritten oluşan vitrin, enfestir. Bence bir insanın, sevdiği insanın izmariti saklaması ciddi bir sonuç, nefesini özlüyorsun, ben bunu yapan insanların sevgisinden korkarım. O konu derin, geçiniz.

Kitabı satın aldığınızda, 537. Sayfada bir bilet olacak. Müze’ye kitapla birlikte gittiğiniz takdirde ücret ödemiyorsunuz, ben sevdiğim cümlelerin nasıl temsil edildiğini görebilmek için kitapla gitmiştim. Kitapsız girişler için fiyatı bilmiyorum ama çok yüksek olmasa gerek.

Müzede çektiğim fotoğrafların bazılarını paylaşıyorum.

20141021_134339 *

20141021_133605  * 20141021_134441

 

Ziyaretinizde, özellikle görmenizi önerdiğim yerler şöyle:

Birinci Vitrin. Romanın ilk ve olağanüstü cümlesini barındırır. “Hayatımın en mutlu günüymüş, bilmiyordum.”

– Giriş katında, hemen sağa dönünce bir duvarda boylu boyunca asılı olan “4213 İzmarit Vitrini”. Lütfen cümleleri dikkatle okuyun, her biri enfestir.

– “Kızma güzelim, bana hiç kızma!” izmarit vitrininde en çok beğendim cümleydi.

20141021_135134 * * * * 20141021_134456

– En üst katta, oda canlandırması olan bir yer var. Orada, sol tarafta büyük bir vitrinde romanın yazıldığı not defterlerini göreceksiniz. Orhan Pamuk, romanlarını eliyle yazıyormuş. Fotoğraflarda paylaşıyorum, aynı paragrafın defalarca kez yazılmış olduğunu gördüm, içlerinde sadece birkaç kelime değişiyor. Yazar, içine sindiremediği kelimenin üstünü karalayıp düzeltmek yerine, tüm paragrafı yeni kelimesiyle baştan yazıyor. İşine aşık olmak böyle bir şey olmalı.

20141021_134044

 

Sevdiğim cümleler ise şöyle:

– “Hayatımın en mutlu anı’ymış, bilmiyordum. “

– “Çok mutlu bir hayatım olduğunu, üstelik bunun ileride yaşayacağım daha büyük bir mutluluğa hazırlık olduğunu içimde hissediyordum. “

– “Denizde can yeleğine sarılan biri gibi sarılışı beni serseme çeviriyor, yaşadığım şeyin daha derin anlamını görüp, düşünemiyordum.”

– “İçimdeki mantıklı kişi, bütün sarhoşluğuma rağmen ölmemişti.”

– “Artık bütün hayatım seninkine bağlı.”

– “Aşk filmlerini çok severim. Ama hiçbirinde senin gibi birine hak verildiğini görmedim.”

– “Benim gibi aşk yüzünden bütün hayatı altüst olmuş biri, diğer bütün dertlerinin çözümünün de aşk acısının sona ermesiyle mümkün olacağını sandığı için, içindeki yarayı istemeden daha da derinleştirir.”

– “Dünya, hayat, her şey, insanın her an falına bakabilmesi için Allah’ın bize yolladığı işaretlerle kaynaşıyordu. “Cadde’den geçen ilk kırmızı araba soldan gelirse Füsun’dan bir haber alacağım, sağdan gelirse daha bekleyeceğim,” der, Satsat’ın penceresinden yoldan geçen arabaları sayardım. “Vapurdan iskeleye ilk atlayan insana ben olursam, Füsun’ u yakında göreceğim”, derdim ve daha halat atılmadan iskeleye atlardım. “İlk atlayan eşektir!” diye bağırırdı halatçılar. Sonra bir vapurun düdüğünü işitir, bunu bir uğur olarak görür, gemiyi hayal ederdim. “Üst geçitteki merdivenin basamakları tek sayıysa, Füsun’ u yakında göreceğim” derdim. Basamakların çift çıkması acımı arttırır, uğurumun tutmuş olması da beni rahatlatırdı.”

– “Duygusal olma, makul ol.”

– “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.”

20141021_134420

Keyifli okumalar ve ziyaretler!

Sevgiler, M.

 

Benimle fikrini paylaş